Ana içeriğe atla

Arda Turan ve "Ruhsuz" Galatasaray'lı oyuncular

Kimilerine göre Galatasaray aylardır kötü oynuyor, kimilerine göre zaten hiç iyi oynamamıştı. Bu kötü gidişe sakatlıklar, sezona erken başlama, orta sahasızlık, oynanılabilirse dünyanın en güzel ama en zor taktiği, bireysel hatalar, yabancı transferlerin yumuşak oyun yapısı gibi sebepler sayabiliriz. Peki Galatasaray taraftarının puan kayıplarının baş sebebi olarak gösterdiği "ruhsuzluk" takımın bu halde olmasının başlıca sebebimidir, yoksa basındaki leşcilerin ve eski futbolcuların gazına mı gelinmiştir? Tek tek bakalım eleştirilenlere:

Yabancılar Oyuncular:
1. Leo Franco'ya kötü kaleci dersiniz (ki bence öyle), zamanlama hatası yapıyor, defansını uyaramıyor dersiniz ama ruhsuz diyebilirmisiniz, maçları satıyor, gol yiyince üzülmüyor diyebilirmisiniz? Bence hayır..
2. Elano'ya herkes ruhsuz, dünya kupası yüzünden oynamıyor diyor. Maçı televizyondan izleyince insanlara böyle gelebilir çünkü topun olmadığı yerleri göremiyorsunuz, maç sıkıcı olunca oyundan kopuyor, maç sonrası yorum yapanların etkisinde kalıyorsunuz. Ama inanın ki bekler ileriye yardım edip yerlerini kaybettiği zaman onların yerini kapayan isim Elano oluyor. Ayrıca Elano'nun Eskişehir ve Trabzonspor maçlarındaki muhteşem ara paslarını Jô ve Giovani golle sonuçlandırabilselerdi, şu an Elano alemin kralı olacaktı.
3. Keita'ya en çok eleştiriyi yapan insan benim. Arkadaşlarına pas vermemesi, gereksiz şova dönük hareketleri beni gerçekten çıldırtıyor ama Keita'ya ruhsuz diyebilirmiyiz? hayır. Çünkü her yetenekli Afrikalı gibi onun stili budur.
4. Giovani yeterli bir oyun sergiliyor mu sergilemiyor mu tartışırız ama ruhsuz mu, bence değil. Baros, Neill ve Kewell hakkında zaten konuşmaya bile gerek yok.
5. Gelelim Jô Alves'e. Bu oyuncu bence de ruhsuzdur, vurdumduymazdır. Bence bu takımda bir dakika bile kalmamalıdır. Ama bu oyuncunun yapısı böyledir, Rusya'da da böyleydi, Manchester'da da böyleydi. Yani bu konuda suç tamamen 'da değil yönetimde. Fenerbahçe'ye yenildikten sonra karakola düşücek kadar alem yaptığı ortaya çıkar çıkmaz, bu oyuncu kapının önüne konmalıydı. Eğer sakatlıklar ve cezalılar bahane gösterilip bu oyuncu gönderilmediyse o zaman daha kötü. Çünkü o zaman yönetim Galatasaraylılığın ne demek olduğunu tam anlayamamış demektir ki bu çok vahim bir durumdur. Yerli Oyuncular:

Servet, Mustafa Sarp, Barış, Caner, Ayhan gibi altyapımızdan yetişmemiş oyuncular hakkında hepimizin iyi kötü fikri olabilir. Kötü oynadı, iyi oynadı diye eleştirebiliriz ama ruhsuz veya para için oynuyorlar diyebilirmiyiz? Kesinlikle hayır. Mehmet Topal ve Hakan Balta hakkında benim düşüncelerimi herkes biliyordur, ikisini halı sahada bile oynatmam. Yıllarca top oynadım, ikisi kadar yumuşak oyuncu 9 yaşındayken bile görmedim. Ama ikisini ruhsuzlukla suçlayabilirmiyim? tabii ki hayır.

Altyapıdan çıkmış oyuncular:

Gelelim beni ağlatacak kadar üzen olaya. Kimdi maçta yazanı meçhul olan o bestenin, hedef tahtalarından biri? 23 yaşındaki Arda Turan. Bundan tam 11 sene önce klübün kapısından içeri girmiş, sadece yarım sezonluk Manisa macerasında klüpten ayrılmış, A takımda 169 maç yapmış 56 gol atmış milli takımın gözbebeği. İstatistikleri bir kenara bırakırsak, her yenilgi sonrası bu çocuk kazan dairesinde hüngür hüngür ağlamış, Manisa'da Galatasaray'a karşı asist yapınca sevinmemiş, her ortamda Galatasaray'lılığıyla gurur duyduğunu belirtmiş, sakat sakat oynamış, ezeli rakibinden gelen kışkırtmaları ve transfer tekliflerini kibar bir dille hep reddetmiş. İşte pazar akşamı Ali Sami Yen'de, belki hepimizden daha Galatasaray'lı bu çocuk yuhalandı. Esasında şaşırmamak da gerekiyor bence. Çünkü bu taraftar daha önce kimleri yuhalamış? Arif Erdem'i, Tugay Kerimoğlu'nu, Bülent Korkmaz'ı ve Gheorghe Hagi'yi. Eminim ki bu taraftar Metin Oktay şu an oynuyor olsaydı, onu da yuhalayacaklardı.

Galatasaray hakkında herşeye objektif bakabilirim, Fenerbahçe'yi alkışlayabilirim, aleyhimize yapılan hakem hatalarını söyleyebilirim ama altyapıdan çıkmış futbolculara laf edilmesine, haklarının yenmesine dayanamam. Eğer hepimizin inandığı, kalbimizde yaşattığı Galatasaray, gerçekten bir aileyse altyapıdan çıkan Sabri, Uğur, Arda hatta Aydın, Ferhat, Mehmet Güven gibi isimler bu ailenin en sevilmesi gereken kişileridir, ailenin en küçükleri korunur, eğer hata yapıyorsa uyarılır, küstürülmez. Ama tabii herkesin aile yapısı farklıdır. Ben hata yaptığımda babam karşısına oturtur, ne yaptığımı ve ne sonuç vereceğini anlatırdı. Ama Türkiye'de ki çoğu anne ve baba çocuklarını tekme tokat dövdüğü ve o çocukların da sokakta insanlarla kavga ettiğini düşünürsek, taraftarın altyapıdan çıkmış çocuklara böyle tepki koymasını da üzülerek doğal karşılamak gerekir.

Arda Turan hakkında hiçbir zaman objektif bakmam, bakamam. Onu o kadar seviyorum ki, çok az insanı bu kadar sevdim. Belki çocuğum olunca bu sevginin daha büyüğünü hissederim. Onu üzgün görmek, onun olduğunun iki katı üzüyor beni. Belki Arda unutmuştur bile o protestoları ama ben unutamam. O yüzden tek temennim, ruhundaki ve kalbindeki Galatasaray sevgisi kirlenmeden hemen gitmelidir. Çünkü Galatasaray'ı benim gibi tertemiz seven, Galatasaray'ın sadece bir spor klübü olmadığını, bir yaşam biçimi olduğunu, her hareketini Galatasaray gibi, efendi gibi yapan en fazla 5000 kişi kalmıştır. Ve benim kalbimde Arda da bunlardan biridir. Arda'nın bu kişilerden biri olmadığını görmek kalbimin kaldırmayacağı bir acı olacaktır. O yüzden git Arda, git Tottenham'a, git Fulham'a, git Leverkusen'e, git Deportivo'ya. Bekleme Barcelona'yı, bekleme Arsenal'i, git. Ama Tugay Abin gibi git, sadece işini yap, unuttur kendini. Unuttur ki uzak dursun iyi gün dostların, unuttur ki rahat ve mutlu yaşamaya devam et. Nerede olursan ol, seni benim gibi sevenler, senin için her zaman dua edip sevmeye devam edecektir.

Yorumlar

  1. Cemşit, bu kadar az kişi olduğumuzun farkında değildim, protesto için oturuyoruz dendi, oturmadık küfür yedik, etrafımdaki taraftarla konuşmaya çalıştım napıyorsunuz, kimin arkasındayız kimin karşısında, senin yazdığın gibi, benim düşündüğüm gibi konuşan 1 kişi olmadı, en iyisi evet diyip ama ile devam etti.
    Takımını tek destekleyen sosyete diye dalga geçilen numaralı oldu, onlar da yuhalanınca ben daha fazla duramadım tribunde.
    Bütün ruh meselesini bir kenara bırakalım, bu takımın hala şampiyonluk şansı, ondan daha büyük şampiyonlar ligi şansı varken de kimsenin böyle bir abartı tepki gösterip böyle bir "hainlik" yapmaya hakkı yok bence, kimsenin tekelinde değil Galatasaray.
    Bizim kafada olan GSlılar olarak daha yakın durmalıyız bence birbirimize.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…