Ana içeriğe atla

ESKİŞEHİR - GS = 2-1

Niyet ettim Galatasaray'ın anormalliklerine çözüm bulmaya;
  • Mehmet Topal'ın bu güçsüz, inançsız, yumuşak ve pas yapamayan haliyle futbolu bırakıp hayır veya sanat işlerine başlamasını, yönetimin Tugay Kerimoğlu'nu altyapının başına değil de orta sahanın başına getirmesini diliyorum.
  • Mehmet Topal'ın oynadığını gören, başta Mustafa Sarp olmak üzere, benim gibi futbolcu olabilecekken 8 sene lise, 5 sene üniversite okuyan, yabancı diller öğrenen, üstüne yurtdışına giden, buna rağmen düzgün maaş yerine "kusura bakma, şirketimizin elinden bu kadar geliyor" cevabını alan tüm Türk gençliğine sabır diliyorum.
  • Kaleyle oyuncunun arasının 35 metre olmasına rağmen, şut fake'ine balet vari hareketlerle cevap veren Servet'i tebrik ediyor; yerine görevinin ne olduğunu bilen ve daha fazlasını yapmaya çalışmayan Emre Güngör oynayınca, basından arkadaşlarına ağlamasına devam etmesini temenni ediyorum.
  • Keita'nın Afrikalı genlerinden kurtulup takım oyununa uymasını, arkadaşları iyi oynayınca veya daha çok topla oynayınca surat asmayıp mutlu olmasını ve özellikle yanında boşta adam varken anormal hareketler yaparak rakibini geçince alkışlayanların ellerinin taş olmasını diliyorum.
  • Oyundan alınınca teknik direktörüne trip atan veya direk soyunma odasına giden oyuncuların, iki gün soyunma odasında kilitli kalmasını rica ediyorum.
  • Galatasaray'ın deplasmanda galip gelecek bir oyun sistemi bulmasını, veya herhangi bir sistemi oynatabilicek 2 tane akl-ı selim orta saha oyuncusu transfer etmesini için gerekli mercilere yalvarıyorum.
  • Galatasaray altyapısındaki çocuklara, bilumum süt, peynir, A, B, C, D, ... vitaminlerinden verilip veya zorla basket oynattırılıp, hiç olmadı topuklu giydirilip boylarının uzattırılmasını rica ediyorum.
  • Haldun Üstünel'in önünde oturan Jabba The Hutt'ın yeğeni olup Emre Çolak'a şutu sonrası çemkiren adamın hem midesine, hem diline, hem eline, hem beynine kelepçe takılmasını, kelepçeli haline Emre Çolak'ın ve bütün altyapı futbolcularının şut çekmesini diliyorum.
  • Hakemlerin kollarındaki algılayıcı bantlardaki voltajların yükseltilmesini, tüm Türkiye'nin gördüğü elleri, ofsaytları görmeyince elektrik verilmesini istiyorum. Bir takıma hata yapınca öbür takıma kendini affettirmek için verdiği yanlış kararlar sonucunda, 2 dakikalık bilinç kaybı yaşatacak kadar elektrik verilmesini istiyorum.
  • Ümit Karan'ı, Hakan Şükür'ü ve Hakan Ünsal'ı ömrümün sonuna kadar görmemeyi, duymamayı, unutmayı diliyorum.
  • Ve ayrıca güzel Allah'ımın bana akıl fikir vermesini, bu futbol denen meretin hayatımı zindana çevirmemesini, uyandığımda bile dayak yemiş gibi olmamayı diliyorum.

Amin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…