Ana içeriğe atla

Rezil olduk hakkaten !!!

İşsizlik rekor kırdı,
Ekonomi tepe taklak,
Atatürkçü insanlar muhalefet yaptı diye, darbeci damgası yiyor,
Teröristler hala Mehmetçiklerimizi öldürüyor,
Bu teröristlerin yandaşları Atatürk'ün kurduğu mecliste,
Almanya'dan gelen dava dosyaları 3 ayda tercüme edilemiyor,
İstanbul'da polisin giremediği bölgeler var,
İnsanlar hala işkenceden ölüyor,
Tek yabancı dil bilmeyen Başbakan bizimki,
Seçim öncesi kamyon kamyon rüşvet dağıtılıyor,
Kız arkadaşının kafasını kesip çöpe atan hala yakalanamadı,
İnsanlara seçim öncesi kaçak yapı yaptırıp, iki ay sonra yıktırılıyor,
Trafikte kavga edip birbirini vuran insanlar var,
PTT'ler soyuluyor,
Uçaklar, helikopterler düşüyor, düştükleri yerler bulunamıyor,
Turistler kaçırılıp tecavüz ediliyor, yılbaşında tacizin bini bir para,
Eminönü ve Taksimde cüzdanını kaptırmayan, taksiciler tarafından dolandırılmayan turist yok,
Sahte içkiden insanlar ölüyor.


Memlekette heryerimiz, herşeyimiz süper. Atatürk'ün çizdiği yoldan kesinlikle çıkmadık. Her alanda sanattan politikaya, ekonomiden spora dünya lideriyiz. 22 ve 28 yaş arasında ki futbolcular, doğdumuzdan beri şişirilen derbide kavga ediyorlar ve o yüzden biz dünyaya rezil oluyoruz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…