Ana içeriğe atla

HEM KATİL HEM UTANMAZ

Görgüsüz Arap zenginlerin ve kendi ülkelerine bile giremeyen Oligarkların milyonlar dökerek, İngiliz futbolunun saflığını kirletmesiyle aradaki karaktersiz futbolcular bir bir kendini belli etmeye başladı. Bu senenn en çok ses getiren transferlerinden Adebayor bu hafta sadece para için takım değiştirebileceğini değil para için ruhunu da satabileceğini ispat etti. İnsan demeye heyet rapor gereken bu şahsiyet, bu hafta eski takımına karşı forma giydi. Sadece forma giyse İngiltere'de, akdeniz ülkerindeki kadar sorunlar olmazdı ama bu insanlıktan nasibini almamış yaratık önce 72'inci dakikada eski takım arkadaşı Van Persie'nin suratına tekme attı. Bu olaydan 8 dakika sonra attığı gol sonrasında 90 metre depar atıp diğer kale arkasındaki Arsenal'li taraftarların önünde kayarak, 5 ay önce onu destekleyen insanları deli etti. Çok uzun süredir Premier League'de sahaya yabancı madde atıldığını görmemiştim. Buna üzüldüm mü? Kesinlikle hayır. Tek üzüldüğüm bu maddelerden birinin Adebayor'un kafasına gelmemesi oldu.Maçta kafasın tekme yiyen ama maça devam eden Van Persie ise maçtan sonra yaptığı açıklamada, "Eski takım arkadaşımın maç sırasında bana karşı yapmış olduğu bu akılsız ve sert müdahele için üzgün ve hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Biz burada profesyonel olarak bir iş yapıyoruz. Bu işi yaparken zaman zaman hepimiz kendimizi kaybedebiliyoruz. Fakat bugün onun yaptığı kendini kaybetme değil, daha çok beni oyun dışında bırakabilmekti. Ayrıca golden sonra taraftarlarımıza koşarak yaptığı hareket ise çok saygısızcaydı. Bugün Adebayor gerçek yüzünü ve kalitesini gösterdi. Bugün buradan daha büyük ve ciddi bir sakatlık yaşamadan çıkmak benim için büyük bir şanstı" diyerek Adebayor'un gerçek yüzünü gördüğü için ne kadar üzüntülü olduğunu belirtti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…