23 Ağustos 2009 Pazar

Galatasaray - Kayserispor : 4-1

Genellikle çoğu insan pazar gününden nefret eder, çünkü herkes bir sonraki sabah işe veya okula gideceğinin farkındadır. Hava ne kadar güzel olursa olsun, gününüz ne kadar güzel geçerse geçsin bir sonraki günün kasveti, tatil gününüzü zehir eder. İşte böyle pazarlar günlerinde gönül verdikleri takımlar, imdadına yetişir taraftarının. Çünkü ne olursa olsun maç öncesi ve sonrasıyla insan gerçek hayattan 4 saat istifa eder. Tek düşüncesi takımını desteklemek ve eğlenmek olur. Benim içinde durum aynen böyledir. Bu yüzden güzel olur pazar günü maçları.

Galatasaray'ın üst üste aldığı farklı galibiyetlerin mutluluğu, tüm taraftarlarını sarmıştı. Ama basın için bu yetersizdi bir türlü. Galatasaray 34*3=102 puan ve Uefa Kupasını almadan kimse mutlu olmayacaktı. Her galibiyetten sonra "Galatasaray iyi oynadı ama ...." başlayan saçma yorumlar vardı. Son iki maçtır olan yorumsa "Kendi gücüne göre rakiple oynamadı" oldu. Sanki Barcelona ve Manchester United her hafta kendi güçlerindeki rakiplerle oynuyordu. Yorumcuların beklentisi Türkiye liginin iyi defans yapan ekiplerinden Kayserispor'un Galatasaray'a kafa tutmasıydı. Ama beklenen yine olmadı. Galatasaray yine açık farkla maçı kazandı. Maçtan sonra ama yorumlar yine aynı oldu "Galatasaray kazandı ama ...". Çok büyük bir tezat vardı olayda. Galatasaray farklı yenince rakip kötü oluyor, Galatasaray berabere kalsa veya 1 farklı yense "gördünüzmü biz demiştik, Rijkaard o kadarda iyi hoca değil" olacak. Yani Galatasaray 5-0 yensede, 1-0 yensede kötü oluyor. Benim üzüldüğüm iki konu var bunun hakkında. Birincisi bu yorumları kaale alan taraftarlar var hakkaten. İkincisi ise daha özel. O kadar üniversiteler okuduk, yabancı diller öğrendik, kendimizi geliştirdik ama bu oturdukları yerden saçma yorumlar yapıp para kazananların 10'da 1'i para kazanamıyoruz.

Maça gelirsek ben önce "çok zayıf" denilen Kayserispor'dan başlamak istiyorum. Öncelikle Mehmet Topuz'dan kurtulmaları çok hayırlı olmuş. Çünkü geçen seneki, isteksiz hallerinden kurtulup bir takım olmuşlar. Çok kuvvetli, sert ve güzel bir oyun oynuyorlar bence. Cangele, Makukula çok değerli futbolcular. Ben ilk defa Servet ve Gökhan'ın bir insan karşısında güçsüz kaldıklarını gördüm. Hem topu, hem defans oyuncularını sırtına alıp götürebilecek bir futbolcu. İlerleyen maçlarda göreceksinizki Makukula çok gol atacak ve Kayserispor ligin sonunda ilk 7 sıra içinde yer alacak.
Dönelim Galatasaray'a. Taktik, teknik konuşmak benim işim değil, ne bir antrenörlük kursuna gittim, ne de bir takımla profesyonel idmana çıktım. O yüzden maça gitmiş bir insan olarak maçtan aklımda kalanları yazmak istiyorum.

  • Leo Franco bana güven bir türlü veremiyor. Yan toplarda çok zayıf olduğunu düşünüyorum. Ama tabi defansını tanıması için biraz zamana ihtiyacı var. Çünkü daha kimse kabul etmesede üçüncü haftadayız.
  • Dün ilk defa tribünlerden Sabri'ye uğultu çıkmadı. Sabri elinden gelenin her zaman en iyisini yapmaya çalışıyor, bazı maçlarda tutuyor, bazı maçlarda tutmuyor. Yani iki maç sonra dünyanın en kötü oyununu sergileyebilir, ondan 3 gün sonra muhteşem oynayabilir. Çünkü Sabri sağ bek değil. Ama amaç eleştirmek ve suçlu aramak olduğu için kimse bunu düşünmeyecek ve Sabri'ye küfretmeye devam edecektir.
  • Galatasaray taraftarı için ayrıdır altyapıdan çıkan futbolcular. Bırakın Arda'yı, Aydın, Sabri hatta Mehmet Güven'i bile çoğu kişi küçük kardeşi gibi görür. Onlara tekme geldiğinde küfür etmez, korkan gözlerle onlara bakar iyilermi diye. Aydın yıllardır herkes tarafından çok sevildi, çok güvenildi. Bu sene ona iki hocası çok güveniyor. Maçlardan sonra onu motive eden sözler sarfediyorlar. Ama bence Aydın hala oynaması gerektiğinin 5'te 1'i oynamıyor. Her an topu kaybecek gibi savsak koşuyor, pasları yerini bulmuyor. Ayrıca eski hızında da değil. Ayrıca bazen rakibine kasti kırmızı kartlık faullerde yapıyor. Kendisinin taraftar nezdinde kredisi çok fazla ama bilmelidir ki Türk taraftarlar çok tutarsızdır. Bu ülkede Hasan Şaş'a laptop fırlatıldıysa, Bülent Korkmaz'a küfür edildiyse, Rüştü Reçber arabada dövüldüyse daha belli bir başarısı olmayan genç futbolcular çok çabuk bu büyülü sahneden kaybolabilirler.
  • Herkes Mustafa Sarp'ı maçın yıldızı göstersede bence maçın yıldızı Arda Turan'dı. Yorgunluğuna rağmen inanılmaz ara pasları, takım üstündeki ağırlığı, savaşçılığı ve asist krallığıyla her maça damgasını vuruyor. Eskisi gibi tek kanatta oynamıyor, eskisi gibi çok top tutmuyor. Takım içindede saygı ve sevgi gördüğü belli. Böyle devam ederse Arda'nın Galatasaray'daki kaptanlık süresi çok uzun sürmeyecek gibi. İnşallah hak ettiği büyük klüplerde kendisini görürüz ve inşallah bu klüp Liverpool olur.
  • Mustafa Sarp'a gerçekten çok üzülüyorum. Bu kadar verimli, bu kadar özveriyle oynayan bir futbolcunun 28 yaşında büyük takıma gelmesi çok yazık. Ama yinede böyle devam ederse en aşağı 4 5 sene kendisini alkışlamaya devam edeceğiz. Tek sorunu Mehmet Topal, Linderoth ve Ayhan'ın önüne geçemeyip yedek kalırsa, kendisini formda tutabilecek mi? Bu konuda sanırım en iyi yardımı, Türk futbol tarhinin bu konudaki tek uzmanı Emre Aşık'tan alabilir.
  • Milan Baros için bütün gazeteler, yorumcular "süper oynadı" yazıyor. Bence de çok güzel oynadı, inanılmaz alan boşalttı, dövüştü, defansı hırpaladı, inanılmaz koşular yaptı. Bir forvet oyuncusunun nasıl çalışkan olması gerektiği gösterdi. Ama golleri atmayıp yine aynı mücadelede oynasaydı, kimse Baros'u beğenmezdi. Allahtan Türkiye'de hala futbolu bilen insanlar varda, Baros'a hakkı teslim ediliyor.
  • Maçı izlemediyseniz bile Elano'nun golünü ama esas golden sonraki sevinci bulup izleyin. Görüntünün insanı ne kadar mutlu ettiğine inanamayacaksınız.

Yine güzel bir skorla mutlu bir şekilde bitirdik haftasonu. Son söz olarak Keita'ya defansa yaptığı inanılmaz yardımlar için, Elano'ya attığı inanılmaz gol için, Uğur'a bizi gururlandırmaya devam ettiği için canı gönülden teşekkür eder, ABD'de olup, uzaklığa, saat farkına rağmen içinde Galatasaray sevgisini yaşatan, maçları takip eden, bu klübe katkıda bulunmya çalışan herkese selamlar ederim.

1 yorum: