Ana içeriğe atla

Ne yaptın Rafa???

Cristiano Ronaldo'nun satışına herhalde en çok benim gibi Liverpool taraftarları sevinmiştir. Sir Alex Ferguson'u saymazsak ManU'nun en büyük yıldızının Madrid gece hayatını tercih etmesi, 1989/90 sezonundan beri beklenilen şampiyonluğun habercisi gibiydi . Sezon başında en büyük rakibin yara almışken, Liverpool da en önemli sorunu olan sağ bek mevkisine iyi bir isim bulmuştu en sonunda. Arbeloa ve Degen gibi muhteşem!!! iki oyuncunun yerine İngiltere milli takımının sağ beki Glen Johnson'da alınınca çok büyük ümitlerle sezona başlanacaktı. Üstüne üstlük şans iyice Liverpool'a yıllar sonra gülecek ve Owen serbest kalacaktı. Hem Owen'ın eski bir Liverpool'lu oluşu, Liverpool'a gelmek için can atması, hemde takım içinde Torres'in yedeği olmadığını düşününce, bu kadar yerinde ve güzel bir transfer olamazdı. Ama sağolsun Rafa Benitez, herşey bu kadar yolunda giderken sihirli değneğini çıkartarak tüm gülen yüzleri mutsuz etmeyi başardı. Bir türlü Owen'ı almak istemedi. Üstüne üstlük en büyük rakibine kaptırdı. Torres'in cezalı veya sakat olduğunda, nasıl bir çözüm bulunucağını, o mevkide N'gog'la neler yapacağını ben şahsen çok merak ediyorum.Ama en son ve en önemli bomba tüm şampiyonluk hayallerinin uçup gitmesine yol açtı bence. 30 milyon euro için Xabi Alonso'nun satıldığı açıklandığında, Alex Ferguson'un yanında olmak isterdim gerçekten. Bu sene alınacak bir şampiyonluk kaç 30 milyon euroya bedel, bunu Rafa Benitez'e ve klübü Montreal'daki buz hokeyi takımıyla karıştıran Amerikalı sahiplerine sormak gerekiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…