Ana içeriğe atla

GALA UNITED

Elano, 3 sene önce 8 milyon Pound'a Manchester City'e transfer oldu. 28 yaşındaki yıldız Ukrayna liginden Brezilya milli takımına seçilen ilk oyuncu oldu ve milli formayı 42 defa giydi. Sene başında Kaka'nın gidişiyle AC Milan'a transferi düşünüldü ama Galatasaray hızlı davrandı.
Jô, 2 sene önce 18 milyon Pound gibi astronomik bir ücret karşılığında Manchester City'e transfer oldu. 22 yaşında olmasına rağmen, 10 defa milli formayı giydi. Ne teadüftür ki milli formayı ilk giyişi Türkiye'ye karşı olmuştu. Pato'yla beraber kendi jenerasyonunun en iyi iki isminden biri olarak gösterildi.
Giovani Dos Santos, hepimizin bildiği adıyla Gio, Barcelona akademisinden çıkmış ve Ronaldinho'nun veliahtı olarak lanse edilmişti. Oynadığı mevkiideki yetenekli oyuncu sayısının fazlalığı ve Messi fenomeni yüzünden, daha fazla şans bulabileceği bir yere, Tottenham'a transfer oldu. Düşüşte olduğu söylenmesine rağmen 2009 CONCACAF turnuvasının MVP'si (en değerli oyuncu) seçildi.
Bu 3 isimden en yaşlısı 28 yaşında. Artık bu 3 isim ülkemizde, Galatasaray forması giyecekler. Umarım bundan sonra, "ülkemizde sadece yaşlı yıldızlara forma giydirebiliriz" klişesi tekrarlanmaz, umarım bütün büyük klüplerimiz böylesine önemli ve kasalarını yormayan transferler yaparlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

"KAR"LI GECE

Soğuk ve karlı bir pazar gününde evde maçın iptal olup olmayacağını beklerken, klübün resmi sitesinden, stat kapılarının 17.30'a açılacağı bilgisi verildi. Bu demek oluyordu ki "erken saatlerde Mecidiyeköy'e gelmeyin, zemini temizleyemezsek maçı iptal ederiz". Ama saat 17.30'da iptal haberi gelmediği için bizde düştük yollara. Hava kötü diye takımın yanında olmamak pek bize göre bir hareket değildi ki bence hava o kadar kötü de değildi. Ama stadın içine girince benim gibi düşünen insan sayısının çok fazla olmadığını gördüm. Açık tribün neredeyse bomboştu, yönetim yeni açıktakileri, kapalı tribüne alarak yağan kardan korudular. Numaralı tribünde ise parmakla sayılacak kadar az insan bulunuyordu. Esasında benim içinde en güzel maçlar bunlardır, az kişi demek gerçekten duruma önem veren kişi demekti, gerçekten oraya ait olan insanlar demekti. Yani Sayın Mükerrem Taşçıoğlu'nun tezahürat fetişistliğini tatmin eden ama klübün 50 metre yakınına yaklaştırılmaması ger…

Galatasaray - Denizli : 4-1

Cumartesi maçlarını her zaman daha çok sevmişimdir. Sonraki gün iş derdi olmadan evde maç yorumlarını okumak ve izlemek her zaman daha keyiflidir. Sonraki günün tatil olması nedeniyle maçlar daha da dolar. Bunun da etkisiyle dün akşam Galatasaray'ın maçı neredeyse kapalı gişe oynandı. Yıllardır boş görmeye alışık olduğumuz yeni açık alt tribün bile seyirci çekmeye başlamıştı. Tabii bunun başlıca sebebi Rijkaard. Maçın taktik, teknik yorumlarını herkes yazdığı için benim aklımda kalan daha değişik olayları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Maçtan önce herkes ilk 11'i duyunca baltaları çıkarıp beklemeye başladı. Sanki çoğu kişi maç kötü gitsinde "ben haklıydım" demek istiyor gibiydi. Belki bir Türk hoca 4 defans oyuncusunun 4'ünü birden değiştirse canına okunabilirdi ama Rijkaard için bu geçerli değil bana kalırsa. Çünkü "Rijkaard ve Neeskens yapıyorsa vardır bir bildikleri" diyecek çok kişi var Galatasaraylılar arasında. Benim kafamdaki ideal kadroda herzaman…