Ana içeriğe atla

YAYIN İHALESİ SONRASI KLÜPLERİN KAZANCI

Ne kadar basında ve halk arasında ihale tutarı 321 milyon dolar dense de, digitürk'ün cebinden çıkacak senelik tutar KDV dahil tam tamına 424 milyon dolar. Tabi bu paranın bizi ilgilendiren kısmı 321 milyon dolar. Sizler için klüplerimizin kasasına girecek parayı adım adım göstermek isterim.
  1. %35'LİK 18 TAKIMA DAĞITILACAK EŞİT PAY = 112,350,000.00 $
    Takım başına düşen pay : 6,241,666.66 $
  2. %11'LİK ESKİ ŞAMPİYONLUKLAR PAYI = 35,310,000 $
    Galatasaray 17 Şampiyonluk = 11,327,448 $
    Fenerbahçe 17 Şampiyonluk = 11,327,448 $
    Beşiktaş 13 Şampiyonluk = 8,661,543 $
    Trabzonspor 6 Şampiyonluk = 3,997,092 $
  3. %45'LİK PUAN DURUMU PAYI = 144,450,000 $
    Alınan Puan / 846 = Alınan Puan*170,744.68 $
  4. %9'LUK İLK ALTI PAYI = 28,890,000 $
    28,890,000$ / 6 = 4,815,000 $
Puan durumunundan gelecek payı saymazsak ve Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor ilk 6'ya gireceğini sayarsak 2010/11 Futbol sezonundan itibaren 4 büyüklerin kazanacağı tutarlar:
Galatasaray : 22,384,114.66 $
Fenerbahçe : 22,384,114.66 $
Beşiktaş : 19,718,209,66 $
Trabzonspor : 15,053,758,66 $

Ayrıca Galatasaray veya Fenerbahçe'nin 70 puan kazanacağını düşünürsek yukarıdaki tutarlara artı olarak 70*170,744.68 $ = 11,852,127.60 $ daha kazanacaktır.

Toplamda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kasasına 1 sezonda girecek minimum para 34,236,242.26 $ olacaktır. Veya Ligin dibine demir atmış 25 puan toplayacak bir takımın kasasına girecek para 10,510,283.66 $ olacaktır.

Ayrıca Turkcell Süper Lig'deki bir galibiyetin 512,234.04 $, bir beraberliğin 170,744.68 $ olduğunu hatırlatmak isterim.

Bana sorarsanız 57 senelik Türkiye futbol 1. ligini düşününce, Türk futbolu bu paranın yarısını bile etmez ama dileyelim ki bu büyük meblağlarla Türk futbolunda iyiye doğru biri dönüş gerçekleşsin ve dileyelim ki klüplerimiz bu muazzam paralarını Tabata'lara, Aragones'lere, Lincoln'lere harcamasınlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

İşte Ben Böyle Severim Fatih Terim'i

Sevme hissi çok gariptir. Duramaz hiçbir şey önünde, ne başkası, ne kendin, ne hayaletin. Çok kutsaldır ama yine de vardır bencil bir tarafı. Ne olursa olsun istersin aşık olduğun insan tarafından sevilmek. Karşılık beklemem dersin ama içten içe sen de özen gösterilmek, el üstünde tutulmak istersin. Ama tanımadığın bir insanı sevmek çok başka bir şeydir. Sadece hikayelerini duyduğun, televizyonlarda gördüğün bir insanı sevmek, anneni, babanı severmiş gibi hem de kalbinin en derinlerinden sevmek kimilerine göre belki deliliktir, kimine göre cennetlik. Yakın arkadaşlarımdan birinin (İsmail Annıkızıl) benim hakkımda güzel bir tespiti vardır. Der ki: "Cemşit sen sevme, sevince bokunu çıkarıyorsun". Anlamışsınızdır yazdıklarımdan zaten. İşte ben böyle severim Fatih Terim'i.

İki gün görmeyince heyecanla beklediğim kız arkadaşım gibi, sanki hergün evden çıkarken güle güle dediğim, eve döndüğümde halini hatırını sorduğum ailem gibidir O, benim için. Hayatımda tanışmadım, elini …

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

Geçen sezonki başarısızlık sonrası Galatasaray'da hem yönetim hemde futbolcular için çanlar çalmaya başlamışken, yönetimin geçmiş yanlışları doğru teşhisi ve Haldun Üstünel'in varlığı Galatasaraylıların sezona umutla bakmasını sağladı. 2009/10 sezonuna büyük umutlarla başlayan Galatasaray'ın bana kalırsa en büyük transferi Frank Rijkaard. Geçmişi, başarıları, kişiliğiyle Galatasaray'ın yıllardır beklediği, özlem duyduğu bir isim. Daha geldiği ilk günden beri sempatik tavırlarıyla ve kullandığı türkçe kelimelerle herkesin sempatisini kazandı. Her zaman Glatasaray ürünleri giyerek ekranlar karşısına çıkması da klübü şimdiden benimsediğini gösteriyor. Yeni bir teknik adam gelince elinde sihirli değneğiyle geleceğini bekleriz, hepte fos çıkar. Ama Rijkaard sihirli değnek misali ilk icraat olarak, kanayan yara duran topları düzeltmek oldu. Yıllardır duran toplardan bırakın gol bulmayı pozisyon yakalayamayan takımın, ilk 3 resmi maçında 4 tane duran toptan gol bulması taraf…