Ana içeriğe atla

HARRY KEWELL

Gazetelerdeki haberlere göre yazı yazmak pek bana göre değil ama dayanamadım. Bu sabah hangi gazeteyi açsam "Yolcu Harry Kewell mı?" haberleri ilk sayfadan verilmişti. Beynimden vurulmuşa döndüm. Gözlerimin gördüğünü beynim inkar etmek istiyordu. Palavracı basına inanmasam da, dün Adnan Polat'ın ağzından transfer konuşmaları, gerçekten Harry Kewell'ı işaret ediyordu.Türkiye böylesine karakterli, böylesine güler yüzlü, böylesine çalışkan, böylesine profesyonel kaç insan gördü? Hayata karşı duruş değil midir en önemli olan? Galatasaray'ı; Fenerbahçe'den, Beşiktaş'dan ayıran en önemli konulardan biri futbolcusuna bağlılığı ve futbolcularının klüplerine bağlılığı değil midir? Bu klüp çok karakterli bir davranış sergileyip Linderoth'a bakmadı mı sonuna kadar? Şimdi nereden çıktı Kewell'ı sakatlandı diye göndermek, sığarmı bu klüpçülüğe? Herşey sadece sahada kazanılan başarı mıdır? Bu mudur bir futbol klübünü büyük yapan? 15 sene şampiyon olamadığı zaman küçüldü mü Galatasaray, 20 senedir şampiyon olamıyor diye küçülecek mi Liverpool?
Hagi'den sonra ilk defa bu kadar bağlandık birine, ilk defa biri bu kadar içimizi ısıttı gülüşüyle, mimikleriyle... Gönderilecek olursa eğer, kalbimizde açılacak yarayı kimsenin transferi veya hiçbir kupa iyileştiremez. Galatasaray bu değildir, bu olmamalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Vefa Klübü

Son yıllarda bir gelenek oldu, Galatasaray'da futbolu bırakan kişilerin televizyonda yorumcu olup Galatasaray'a sallaması. Bu furya önce Bülent Korkmaz'la başladı; Hakan Ünsal, Hakan Şükür ve Hasan Şaş'la devam etti. Bu kişilerin, Galatasaray için efsane futbolcular olmalarının yanında, en önemli ortak noktaları Galatasaray için ağızlarından güzel birşey çıkmamasıdır. Hatta hepsi sanki ağız birliği yapmışçasına, ilk programlarında sezon için iyi dileklerin ardından, konuyla alakasız "Vefa bir semt adıymış" cümlesini kullanarak yönetimlere taş atmışlardır. Galatasaray'a çok şey kazandırdıklarını kimsenin inkar edemeyeceği bu isimlerin, iyi okullarda okumuş, master yapmış şirket müdürlerinin hayal edemeyeceği kadar milyonlarca lirayı, şanı ve şöhreti Galatasaray sayesinde kazandıklarını bilmesek her spor programında göz yaşlarımızı tutamayacağız.Bu üzüntü veren dramanın en acıklı bölümü ise geçen sene Alper Tezcan'ın UEFA madalyasını satması oldu herhal…

"KAR"LI GECE

Soğuk ve karlı bir pazar gününde evde maçın iptal olup olmayacağını beklerken, klübün resmi sitesinden, stat kapılarının 17.30'a açılacağı bilgisi verildi. Bu demek oluyordu ki "erken saatlerde Mecidiyeköy'e gelmeyin, zemini temizleyemezsek maçı iptal ederiz". Ama saat 17.30'da iptal haberi gelmediği için bizde düştük yollara. Hava kötü diye takımın yanında olmamak pek bize göre bir hareket değildi ki bence hava o kadar kötü de değildi. Ama stadın içine girince benim gibi düşünen insan sayısının çok fazla olmadığını gördüm. Açık tribün neredeyse bomboştu, yönetim yeni açıktakileri, kapalı tribüne alarak yağan kardan korudular. Numaralı tribünde ise parmakla sayılacak kadar az insan bulunuyordu. Esasında benim içinde en güzel maçlar bunlardır, az kişi demek gerçekten duruma önem veren kişi demekti, gerçekten oraya ait olan insanlar demekti. Yani Sayın Mükerrem Taşçıoğlu'nun tezahürat fetişistliğini tatmin eden ama klübün 50 metre yakınına yaklaştırılmaması ger…

Galatasaray - Denizli : 4-1

Cumartesi maçlarını her zaman daha çok sevmişimdir. Sonraki gün iş derdi olmadan evde maç yorumlarını okumak ve izlemek her zaman daha keyiflidir. Sonraki günün tatil olması nedeniyle maçlar daha da dolar. Bunun da etkisiyle dün akşam Galatasaray'ın maçı neredeyse kapalı gişe oynandı. Yıllardır boş görmeye alışık olduğumuz yeni açık alt tribün bile seyirci çekmeye başlamıştı. Tabii bunun başlıca sebebi Rijkaard. Maçın taktik, teknik yorumlarını herkes yazdığı için benim aklımda kalan daha değişik olayları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Maçtan önce herkes ilk 11'i duyunca baltaları çıkarıp beklemeye başladı. Sanki çoğu kişi maç kötü gitsinde "ben haklıydım" demek istiyor gibiydi. Belki bir Türk hoca 4 defans oyuncusunun 4'ünü birden değiştirse canına okunabilirdi ama Rijkaard için bu geçerli değil bana kalırsa. Çünkü "Rijkaard ve Neeskens yapıyorsa vardır bir bildikleri" diyecek çok kişi var Galatasaraylılar arasında. Benim kafamdaki ideal kadroda herzaman…